Yazdır

Yeniden Müslüman olalım!

 

Günümüz Müslümanları dayatılan hayat tarzını benimsediklerinden, yaşadığı hayat tarzını demokratik hak olarak talep edip yaşadığını zannediyor. Bu tarzla örtüşmemesi gereken Müslümanlar bu tarzı farkından olmadan içselleştirdiklerinden, gelmiş olduğu bu kaypak ve kaygan zeminde siyasal iktidarlığı da bu dayatılan tarzın nesneleri üzerinden değerlendiriyor.

Böylece bu çarpık bakış açısı ile kendi değerlerine hizmet ettiklerini zannediyorlar. Oysa kendi değerlerinin hezimete uğratılmasında misyonerik bir rol alıyorlar.  Zamanla Müslümanların talep şekilleri, arayışları, modelleri değişiyor. Sürekli değişime zorlanan Müslümanların iradesi her şeyi olağanlaştıran bir hayat tarzına tiryaki hale getiriliyor. Dünyevileşen, kendi bedenine, kendisinin iradesi dışında esir edilen, bilinç yetileri süratle elinden alınan, dönüştürüldüğünün farkında olamayan bir serkeşlik ortaya çıkan.

En basit örneğinden verecek olursak dünün Müslümanlarının “dünya ve malı” ile kurduğu ilişki ile bugünün Müslümanlarının “dünya ve malı” ile kurduğu ilişkiyi kıyaslarsak demek istediğimiz daha net anlaşılacak ve ortaya çıkacaktır.

Bugünün Müslümanları dünyevi ilişkilerini asla İslam’ın öngördüğü ilişkiler üzerinden değil daha çok “Kapitalizmin” öngördüğü biçimler üzerinden kurguluyor. Müslümanlar sürekli varlığı kazanarak varlıkla baş edeceğini zannetmesi kendisini asla kurtarmıyor, hatta çıkmazını daha da derinleştiriyor. Aslında birçok Müslüman “varlık” iddiasından ziyade “hiçlik” duygusunda kendisini bulabilir. Buna da şu an ki “Kapitalist” sistem müsaade etmiyor.

Bu ambargoyu fark etmeyen Müslüman bunu fark etmediği gibi birde üstüne üstelik demokratik hak zannedip böylesi ambargonun altında ezilirken diğer Müslümanlarla çatışma yaşıyor. Yani, hayırda, iyilikte, dürüstlükte, adalette yarışması gereken Müslümanlar tersi bir yarışın yarışmacısı oluyorlar.

 Bir zamanların yükü olup biran önce dağıtılarak yükünden kurtulunan “mal” sanki kurtuluşun adresi imiş gibi algılandırılıyor.  Her türlü biriktirmeye meşruluk katılıp “zekât” “infak”ın önünü kesen bir ibadet şekli gibi sunuluyor adeta.

Necis bir sahiplenme duygusu.

Günümüzde bilgi bile çoğu zaman bu bakış açısında “ mülk” kabul ediliyor. Oysa vahiy odaklı bir dinde insanla mülk arasına devamlı olarak bir yalancılık ilişkisi girer. Mülk Allah’ındır, emanettir. İşte tamda konunun bu aşamasında vicdan aynalarımızla, dinimizin özü ile buluşmalı nerede saf alıp almamamız gerektiğine karar vermeliyiz. Ya Müslüman doğduğumuzu yeterli bulup Allahsız, kitapsız adı ile marka Müslüman’ı kalacağız ya da yeniden Müslüman olacağız.

“ Bir günü diğerine eşit olan ziyandadır”
HZ. Muhammed

Son Kullanıcılar

  • MUHAMMETCELAL
  • MEKA
  • kasım ahmet
  • CHM
  • MiracY

Kimler Çevrimiçi

18 ziyaretçi ve kayıtlı kullanıcı yok çevrimiçi

İstatistikler


Üye Sayısı

160


İçerikler

681


Web Bağlantıları

11


İçerik Gösterim Sayısı

111792