- Detaylar
-
Kategori: Hüseyin Onat
-
Yayın tarihi: Pazartesi, 30 Ocak 2012 15:52
-
Yazar: Hüseyin Onat
-
Gösterim: 109
Yaşantımızın özüne dair okunacak, anlatılacak ve yazılacak o kadar kıymetli hususlar var ki. İnsan çoğu zaman bilerek veya bilmeyerek bu hususları göz ardı edebiliyor.
Hayatın dış kabuğu diye nitelendirebileceğimiz sıradan, basit ve bir o kadar da insanlık adına faydası olmayan meseleler hüzünlendirir biz insanları.
Hâlbuki biz bu kabuk türü konularla kendimizi meşgul ederken, asıl olan öze bir türlü ulaşamıyoruz. Ya da öze ilişkin bir mücadelemiz olmuyor.
Buradan yola çıkarak varlığımızın özüne dair, Efendimiz (s.a.v)’in hayatından örnek almamız gereken bir kesiti hatırlamak ve hatırlatmak istiyorum.
Hz. Ömer (ra), bir gün Allah Resulü’nün huzuruna girer. Efendimiz (s.a.v) yattığı hasırın üzerindedir ve yüzünün bir tarafına hasır iz yapmıştır.
Odasının bir yanında işlenmiş bir deri, bir diğer köşesinde de, içinde birkaç avuç arpa bulunan küçük bir torba vardır.
İşte Allah Resulü’nün odasında bulunan eşyalar bundan ibarettir. Hz. Ömer (ra), bu manzara karşısında hüzünlenir ve ağlar.
Allah Resulü kendisine niçin ağladığını sorunca da Hz. Ömer (ra) şu cevabı verir:
“Ya Resulallah! Şu anda kisralar, krallar saraylarında kuş tüyünden yataklarında yatarken, (kâinat, yüzü suyu hürmetine yaratılmış olan) Sen, sadece kuru bir hasır üstünde yatıyorsun ve o hasır, Senin yüzünde iz bırakıyor. Gördüklerim beni ağlattı.”
Bunun üzerine Allah Resulü, Hz. Ömer (ra)’e şu karşılıkta bulunur:
“İstemez misin, Ya Ömer! Dünya onların, âhiret de bizim olsun.”
Bu manzara karşısında hüzünlenmemek elde değil. Ama ölçü Efendimiz(s.a.v )’in bizzat kendisine ait.
Başka bir rivayette ise Efendimiz ( s.a.v ) bu ölçüyü şöyle ifade etmektedir:
“Dünya ile benim ne alâkam var. Ben bir yolcu gibiyim. Bir ağaç altında gölgelenen bir yolcu.. Sonra da orayı terk edip yoluna devam eden…”
Bir yolcu gibi yaşayabilme. Dünya hayatının bize sunduğu tüm nimetleri karşısında dosdoğru kalabilme. Hiçbirine itibar etmeme. Gerek üzülürken ve gerekse sevinirken dengeyi sağlayabilme.
“Dünya hoş, her şey boş/ Allah(c.c) bes, baki heves, diyebilme.”
Bizi yaratan Rabbimizin hatırını düşünme. Ve O’nun ulvi hatırını hiçbir hatıra feda etmeme.
Kâinatta,bir emanet ya da emanetçi olduğumuzun farkında olabilme. Bir oyun ve eğlenceden ibaret olan bu dünya hayatımızın, etrafını saran kabuklarını kırarak özüne ulaşabilme..
Dünya ve içindekilerden vazgeçme, ahireti talep etme!
Kısacası öze inme, kavrama ve ona uygun yaşama. Asıl mesele olmalı değil mi? Ne dersiniz?
Allah (c.c) bizleri hakiki manada insan olanlardan eylesin.(Âmin)
ÖLÜM DE VAR UNUTMAYALIM!
Selam ve dua ile
(alindi)