Yazdır

Bu Adam Benim Babam

Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu Adam Benim Babam

 Babam..

Köşesizdi kasketi...

Sarıklıydı yani..

1900 lü yılların başı.

Yıkılmak üzere olan imparatorluk Türkiyesinin son, yeni Cumhuriyet Türkiyesinin ilk sancılı neslinden..

Savaş, yokluk ve çaresizliğin girdabından geçip, “siyah ile beyaz” , “eski ile yeni” , “şark ile garp” arasında tercih yapmak zorunda bırakılan talihsiz “paradoks” nesilden yani…

“Medrese- müderris” terbiyesi ile , “Mektep-muallim” eğitimi arasında bocalayan bu biçare nesil sarığı tercih etmişti doğal olarak..

İşte babam da bunlardan biri..

Ölümünün üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen, inandığı değerler uğrunda verdiği mücadele ve ilginç tebliğ hikayeleri hafızalarda hala tazeliğini korur..

Birkaç anekdota geçmeden evvel tanımayanlar için hakkında bir parantez..

Hacı İsmail Şahin (bedinomuş)

Kayran menşeli Hocahüseyin oğullarının Holaysa kolundan Hüseyin efendinin en küçük oğludur..

Hüseyin efendi aynı zamanda yurt çapında ünlü H. Ferşad efendinin de hocasıdır..Öyle ki Ferşad efendi dedeme öylesine bağlıdır ki, iki kızını hocasının iki oğluna vermekte hiç tereddüt göstermez..

Oğul İsmailin, çocukluk ve gençlik dönemi bu mana ikliminin de etkisiyle imamlık ve insanları irşad etmekle geçer..

Ömrünün son yıllarını, iş hayatını Kırıkkale-Çeriklide sürdüren 4 oğlunun, yani bizim yanımızda geçirir..

Burada da kısa sürede bu anlamda şöhret olur..İnandığı doğrulardan taviz vermeden faaliyetlerine kesintisiz devam eder..

Hoş sohbet ve sözü dinlenir espiretüel bir mizaca sahiptir..

Her gittiği camideki vaazlarının konusu da yukarıda saydığım hususlardır genel olarak..

İsraf..faiz..açıklık ve o yılların yeni icadı televizyon.

.

Bir televizyon hikayesi…

Bir cami çıkışı sonrası cemaatten biri babamı evine davet eder.. Israrlı bir davettir ve icabet etmek gerekmektedir..

Yola revan olunur lakin evin önünde sert bir fren yapar babam..

-Buyur hocam buyur gir..

Hocanın gözü çatıdaki televizyon antenini görmüş ve kararını vermiştir çoktan..

-Sağol ben gelmeyeyim der ve geri döner..

- noldu hocam ne kusur işledik demeye kalmadan cevap gelir..

-Boynuzlarun var..

Bir açıklık hikayesi……

Dönemin hatırı sayılır esnafları olmamız hasebiyle ilçenin idari kademesindeki devlet ricaliyle ticari ve insani ilişkilerimiz üst düzeydedir..Dolayısıyla babama da bu manada hürmet ve yüksek dozda tolerans mevcuttur.. “Eşinin kapalı ınançlı bir asker” olduğu yalanını söylediğimiz bu yüzden de çok sevdiği jandarma komutanınını bir gün yanında açık kıyafetli eşiyle kolkola görünce şok olur..

- kimdur habu rosbi..?

- Karımdır hacı ne biçim konuşuyorsun sen diye çıkışır komutan

- Karın mı ..Yuh sana be kandırdı beni bu namussuzlar diye bize de kızar..

- Bu arada komutanda sert çıkar babama şaka ile karışık..

- Hacı götürür karakola sakallarını keserim..

- Babam aşağıyı göstererek noktayı koyar..

- -Habuni kesersun..

Bir israf hikayesi…….

Hayatlarının büyükçe bir bölümünü sefalet çizgisinde geçirip fakir bile olamamış bu ekmeksiz gazyağısız ve tuzsuz “karne nesli”nin en belirgin özelliği israf ve savurganlığa karşı olan çok özel hassasiyetleridir..

Forodikonun ceyiz sandıklarında saklandığı kara basmanın şalvar olduğu, çarığın bayramlık ayakkabı niyetine giyildiği keçeli kilimli kara bir dönemden ,isparta halılı ,duvardan duvara perdeli aydınlık bir döneme geçişin şaşkınlığını üzerinden bir türlü atamamıştı bu "karne nesli"

Perdede olay..olay reklamları eşliğinde bizim evde de büyük olay..

-E namussuzlar diye başlardı fırça seansları..

Camları kapatacak kadar perdeyi anlayabiliyordu da, cam seviyesinden aşağı kısmınaydı onun isyanı....

-"Camın haricindeki kısmını öyle israf edeceğinize kesseydiniz de ananuza bi vraci (don) dikseydiniz ya"…

Bir faiz hikayesi..

Doğası gereği ticari işlemlerde çek senet kredi banka ilişkileri kaçınılmaz..

Mümkün mertebe babamdan sakınıyoruz ama ne mümkün..

Yakalanıyoruz illaki banka kapılalarında birimiz hariç..O da pozisyonu gereği dükkandan hiç çıkmayan 03 Salih..

Babamda da bir miktar birikmiş ıskat parası var..

Faize bulaşmadığını sandığı Salih’e kar ortağına parayı verir..Tabii o da bize..

-Al bu parayı işlet İslam ticari hukukuna göre de yıl sonunda kar-zarar ortak..

1. yılın sonunda hesaba oturulur..

-Ne ettin Salih getir şu kar’ın yarısını

-Baba zarar ettik..

2 yıl..

Baba zarar ettik..

3 yıl ..

Baba zarar ettik

-E namussuz sende mi faize bulaştun hiç mi kar etmez bu benum param

..

Benimle ilgili hikaye ile noktalayalım...

.

70 lerin ortası..

Uzun saç yüksek topuk, üniversite gençliğinde yaygın moda..

Bizde uyduk doğal olarak..

Ne var ki o dönemde uzun saçlı gençliğe halkın bakışı oldukça olumsuz..

Zibidi çakal berduş hatta anarşist komünist..

Saçlar omuzda okul bitti sılaya vasıl olduk

Anamdan yeterince zılgıtı yedikten sonra babamın tepkisini varın siz hesap edin..

Saçımı kesmek koşuluyla anam babamı ziyaret etmem gerektiğini söyleyerek beni Rize’ye gönderir

Gittim gitmesine de saçlara dokunmadan..

Cemaat ezanı beklemekte cami avlusunda bir ikindi vakti..

Babam da orda..

-Selamun aleyküm diyerek yanlarına yaklaştım ..

Fakat o da ne..?

Tipten kaybetmiş selamım bile alınmamıştı..

İmam mosmor..(içinden anama sövdüğü belli)

İmama yöneldiğimi gören cemaat küçük dilini yutmuştu adeta..

Güç bela elini öptüm ama

O biraz sonraki sorunun yalanına son şeklini vermekle meşguldü..

-Hocam bu kim..?

El cavap

Uzaktaaaaan Akraba.....

Son Kullanıcılar

  • MUHAMMETCELAL
  • MEKA
  • kasım ahmet
  • CHM
  • MiracY

Kimler Çevrimiçi

21 ziyaretçi ve kayıtlı kullanıcı yok çevrimiçi

İstatistikler


Üye Sayısı

160


İçerikler

681


Web Bağlantıları

11


İçerik Gösterim Sayısı

111810