Thursday 09th of September 2010

Anasayfa
AKKÖSE KÖYÜ
|
Köşe Yazar Menüsü -
Melahat koca
|
|
melahat koca tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 02 Ağustos 2010 18:26 |
|
Herkes kırılamaz;
Bazen ipince bir dal olmak gerekir kırılmak için:
Ama dünya kütüklerin…
Ağlayamaz herkes;
Ağlayabilecek kadar büyümek gerekir:
Dünya ise küçüklerin…
Sevemez herkes;
Bir orman olmak gerekir sevmek için:
Bak ki dünya çöllerin…
Ve vâkur bir damla olmak dalga için.
Katılmak okyanusa aşk için, isyan için!
YUSUF ODABAŞ
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 02 Ağustos 2010 19:07 |
|
|
Köşe Yazar Menüsü -
Melahat koca
|
|
melahat koca tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 29 Temmuz 2010 22:08 |
|
Merhaba sevgili Akköse Köyü sitesi yöneticileri, ilgilileri, uğraşanları ve takip edenleri. Banada kendi köyümün bu sayfasında yazı yazmam için yer ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Gerçekte kalemim okadar güçlü değil. Belki sizlere fazla bir şey yazamayacağım. Ayrıca hem sorumluluk isteyen hemde zaman isteyen bir uğraş. Umarım yazacak bir şeyler ve zaman bulabilirim.
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM TEKRAR.
Siteye ufak minicik bir giriş yapmak istiyorum. Her zaman dürüst olmak adına.
İki yüzlülükten nefret ettiği bilinen Mehmet Akif ERSOY bir gün dostlarına söyle der:” İki yüzlüleri sever oldum, çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanları görmeye başladım.” Bugün artık yirmi yüzlüler de tarihe karıştı ve etrafı yüzsüzler sardı. İki yüzlülük özü sözü bir olmayan, kendisini olduğundan farklı gösteren….. diye tanımlanır. Ben bide bu tanıma şunu eklemek istiyorum. İnsanin yüzüne başka, arkasına başka konuşan ve davranan bir davranış biçimi ve günümüzde maalesef bu davranış biçimi çok yaygınlaştı. Atalarımız ne güzel demişler, “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğü gibi ol.” YAŞAM FELSEFEMİZ OLSUN. DÜRÜSTLÜK CESARET İSTER.
HOŞÇAKALIN.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Temmuz 2010 22:12 |
|
Köşe Yazar Menüsü -
Hüseyin Onat
|
|
HÜSEYİN ONAT tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 24 Temmuz 2010 10:41 |
|
Güvenme arkadaş varlığa mala
Her zaman halini sor sen annenin
Birgün olur belki düşersin dara
Hayır duasını al sen annenin
**********************
Büyüdüm diyerek kenara itme
Annene borcun çoktur incitme
Şeytana aldanıp onu terketme
Her zaman yanında kal sen annenin
********************
Tutup adım adım yürüttü seni
Sallayıp beşiği uyuttu seni
Helal sütü ile büyüttü seni
Sütünün hakkını ver sen annenin
************************
Bir elinde mama, birinde kaşık
Entarisi yorgan, ayaklar beşik
Kalbi güneş gibi, sevgisi ışık
O ışık kalbine gir sen annenin
|
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Temmuz 2010 11:19 |
|
|
ibrahim şenmemiş tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 28 Temmuz 2010 19:07 |
|
ERBAKAN VE VESAYET
Şimdi de moda Erbakan vesayeti bundan önceki eksen kayması idi. Yarın bakalım ne olur, ne olur bilmem ama bu modaların arasına Erbakan ve vesayeti modası her zaman girecektir.
Ama zannedersem en tehlikeli moda da bu olsa gerek
Erbakan demek Milli Görüş demektir. Yani Erbakan=milli görüş özdeşleşmiştir. Peki sadece Erbakan mı? Hayır Milli görüşe gönül vermiş herkes çaycısı, kapıcısı, hizmetçisi ancak Sayın Erbakan’ın yeri farklıdır. Osmanlı demek nasıl adalet demekse Milli görüş te o demek. Yani Osmanlı deyince bugünkü Siyonist israil’in Filistin lilere yaptığını hatırlamayız herhalde.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Temmuz 2010 20:16 |
|
Devamını oku...
|
|
Köşe Yazar Menüsü -
Hüseyin Onat
|
|
HÜSEYİN ONAT tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 20 Temmuz 2010 09:21 |
|
Gökyüzünde yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir diğer deyişle yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2000 yıldırım bulutu vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir fırtına, Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da enerji kaynağı olarak kullanmayı öğreneceğiz.
Bu gök olayı insanlığın ilk tarihinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür. Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasına rağmen insan yaşamına faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden olurlar.
Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşıyor ve gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile 20.000 metreye kadar tırmanabiliyorlar.
Aslı tam bilinememesine rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst katmanlarında pozitif(+), alt katmanlarında ise negatif(-) yüklü olarak birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında şimşek oluşuyor.
Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük negatif yük içindeki elektronları iterek orayı da pozitif yüklü hale getiriyor ve bu yük saniyede 1000 kilometre hızla toprağa iniyor, yani kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30.000 derece olup güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır.
Yıldırım düşerken çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu nötr hale getirmek için yükselir. İşte yıldırımın havadan yere mi, yoksa yerden havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu.
Bu koridordan yerden göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akım yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine yukardan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir.
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 3 / 28 |
Zenolular İçin
Köyümüz
Köylülerimiz
Trabzon
Kimler Sitede
Şu anda 18 konuk çevrimiçi
İslamiyet
Genel Sayman
 | Bugün | 143 |
 | Dün | 340 |
 | Bu Hafta | 1101 |
 | Bu Ay | 2187 |
 | Toplam | 62383 |

Sunan: Akköse!.